|
Rusya'nın
11 eylül'ünü KGB
gerçekleştirdi.
11
eylül saldırılarından
sonra hiç bir şeyin
aynı olmayacağı
ve dünyanın yepyeni
bir döneme girdiğine
ilişkin tezler ortalıkta
uçuşuyor. 1990 sonrasında
değişen yeni NATO
konseptine göre
tehdit sıralamasında
birinci sıraya çekilen
islam, terörizm
ve organize suçun
sık sık anılması
ve yaşanlar komplo.com
ekibini bir arşiv
çalışmasına yöneltti.
Uzun süren araştırmalarımız
sonucunda tarihin
yine tekerrür ettiğini
ya da insanlığın
bir deja vu ile
karşı karşıya olduğunu
anlamak hiçte zor
olmadı. 11 eylül'de
ABD'de de yaşanan
olaylar olddukça
benzer bir şekilde
ancak farklı bir
ülkede Rusya'da
cereyan etmişti.
Takvim yapraklarındaki
tarih ise 1999'u
gösteriyordu.
1999
yılı Rusya ve ruslar
için pekte hayırla
anılacak bir yıl
değildi. Liberalizmin
komünizm ile harmanlanmaya
çalışılması pek
iyi sonuç vermemiş,
ülkedi sosyo-ekonomik
dengeler 1998 yılında
bu ülkeye yönelik
ekonomik operasyonla
önemli ölçüde bozulmuştu.
Ünlü para spekülatörü
George Soros ve
yandaşlarının göçerttiği
Rus ekonomisi IMF
ve Dünya Bankasından
gelen yardımların
dışında ülkeyi yöneten
önemli işadamlarının
küçük yardımlarıyla
ayakta duruyordu.
Rusya'ya
gönderilen IMF kredilerinin,
resmi çevrelerin
de içinde olduğu
mafyaya yakın bazı
grupların, New York
Bankası üzerinden
gerçekleştirdiği
karapara aklama
operasyonlarında
kullanıldığı iddiaları
ise seçimlerin yaklaştığı
Rusya'da hükümet
çevrelerinde büyük
bir sıkıntı yaratıyordu.
FBI'ın Kremlin'in
idari sorumlularından
Pavel Borodin'le
Yeltsin'in damadı
Leonid Dyaçenko'nun
imzaları bulunan
şüpheli banka işlemleri
ortaya çıkarmasının
ardından Yeltsin'in
kızı ve baş danışmanı
Tatyana Dyaçenko'ya
ait bir başka gizli
bir hesabı daha
ortaya çıkarması
Yeltsin yönetimini
iyice köşeye sıkıştırdı.
Yapılan incelemelerde
bu üç isim üzerinden
15 milyar dolara
yakın işlem yapıldığı
anlaşılıyordu. Ucu
Devlet Başkanı Boris
Yeltsin'in yakın
çevresine dek ulaşan
karapara aklama
skandalıyla ilgili
basına yansıyanların
yarattığı olumsuz
tepkiler 19 Aralık'taki
parlamento seçimleri
öncesinde hükümeti
fena sallıyordu.
İşte tam bu sırada
Moskova'da ardı
ardına meskun mahallelerdeki
apartmanlarda patlamalar
meydan gelmeye başladı.
Eylül
1999'te beş gün
arayla iki büyük
apartmana yerleştirilen
bombaların patlaması
sonucu 210 kişi
hayatını kaybederken
ardı ardına binalara
yerleştirilen bombalar
patlamaya devam
ediyordu. Patlamaya
yol açan neden henüz
anlaşılmadan Başkan
Yeltsin 11 eylül
saldırısın ardından
Bush'un açıklamalarını
andıran açıklamalar
yapmaya başladı.
Devlet Başkanı Boris
Yeltsin olayın ardından
derhal yetkilileri
acil toplantıya
çağırırken, "Devlet,
eşkıyanın meydan
okumasına en uygun
yanıtı verecek:
Sert, çabuk ve kararlı"
diyordu. Halkı sükûnete
davet eden Yeltsin,
'terörizmin Rusya'ya
savaş ilan ettiğini'
iddia ederken, Rus
ordusu suçlu olarak
gözüne kestirdiği
Kuzey Kafkasya'daki
İslamcı militanlara
yönelik bombardımanın
şiddetini artırıyordu.
Sık
sık 'olağanüstü'
toplanan üst düzey
Rus yetkililer Dağıstan'daki
İslamcı grupları
suçlamayı sürdürürken,
patlamaların Rus
gizli servisince
yaklaşan seçimlerin
ertelenmesine yönelik
olarak planlanmış
olabileceğine ilişkin
iddialar ayyuka
çıkıyordu.
Dönemin
Rusya Başbakanı
Vladimir Putin ise
suçlu ilan ettiği
Çeçenya'yı 'büyük
bir terörist kamp'
olarak nitelendirip
intikam naraları
atıyordu. Putin,
patlamaları gerçekleştirdiğini
öne sürdüğü iki
kişinin Çeçenya'da
militanlarca korunduğunu
iddia ederek, Rusya'ya
teslim edilmedikleri
takdirde Çeçenya'daki
'terörist kamplar'ını
imha tehdidi savuruyordu.
Rusya'nın suçlamalarını
kesin bir dille
reddeden Vahhabi
komutan Hattab ise,
"Biz Rus ordusuna
karşı savaşıyoruz,
kadın ve çocuklara
karşı değil"
derken, Çeçen komutan
Şamil Basayev sert
açıklamalarda bulunuyordu.Associated
Press ajansının
sorularını telefonla
yanıtlayan Basayev,
"Moskova'daki
patlamayla bizim
bir alakamız yok.
Biz masum sivilleri
asla öldürmeyiz.
Bu bizim tarzımız
değil" diyordu.
Çeçen savaşçıların
bu açıklamalarına
karşın İnterfaks
ajansını arayan
bir kişi patlamaların
sorumluluğunu Dağıstan
Kurtuluş Ordusu
adına üstleniyordu.
Patlayan
bombalar ve onlarca
sivilin ölmesi Rusya'nın
Çeçenistan’a karşı
yeniden savaş başlatılmasının
gerekçelerinden
birini oluşturmuştu.
Bu savaş, dönemin
Devlet Başkanı Boris
Yeltsin ve Çeçen
lider Aslan Mashadov’un
imzaladığı barışa
da son verirken,
Başbakan ve eski
İç istihbarat Servisi
Başkanı Vladimir
Putin ise yaptığı
açıklamada "Nerede
olurlarsa olsunlar
haydutlarla savaşa
devam edeceğiz"
diyordu.Olayların
ardından Moskova'da
yaklaşık 20 bin
Kafkasyalı gözaltına
alınırken, ikinci
Çeçen-Rus savaşı
başlıyordu. Çeçenistan
harekatı ise Başbakan'ın
popüleritesini artırmış
ve görevden ayrılan
Devlet Başkanı Boris
Yeltsin de yerine
Vladimir Putin'i
getirmişti. Kara
para aklamakla suçlanan
Yeltsin, 'sütten
çıkmış ak kaşık'
gibi hayatına devam
ederken, bunun bedelini
300 bin masum çeçen
ödüyordu.
Buraya
kadar yaşananlarda
Rus İç istihbarat
servisinin direkt
rolünü gösterecek
somut bir bulgunun
olmadığı görülüyor.
Bu durum Rus ordu
gazetesi Versiya'ya
açıklama yapan 32
yaşındaki Andrey
Moryev isimli bir
FSB görevlisinin
yaptığı itirafların
ardından değişiyordu.
Moryev kendisinin
çalıştığı birimin
bir çok işadamı,
politikacı ve sivil
öldürüp olaya Çeçenler
yapmış süsünü verdiğini
itiraf ederken hayatından
endişe ettiği için
saklanmak zorunda
kaldığını açıklıyordu.
Benzer
bir açıklama ise
bu sefer Rus askeri
İstihbaratında (GRU)
görev yapan Üsteğmen
Aleksi Galtin tarafından
yineliyordu. Çeçen
savaşçılara esir
düşen Galtin Rus
ordusunun Çeçenistan'a
girme nedeni olan
en az 300 sivilin
öldüğü apartman
bombalama eylemlerinin
FSB ve GRU tarafından
gerçekleştirildiğini
belirtiyordu.
Bu
konuda son olarak
bir dönem Rus 'Derin
Devleti' nin lideri
olarak anılan Boris
Berezovski tarafından
yapılan açıklamalar
tüm dünyada büyük
yankı uyandırdı.
Moskova ve Volgodonsk
kentlerinde meydana
gelen kanlı saldırılardan
dönemin Başbakanı
Putin'in haberi
olduğunu açıklayan
Berezovski, saldırıların
ardından resmi makamlarca
Çeçen teröristlerin
suçlanmasına karşın,
bunları aslında
Rus iç istihbarat
servisi FSB’nin
yaptığını savunuyordu.
Bu konuyla ilgili
bir yurtdışında
bir basın toplantısı
düzenleyen Berezovski,
burada eski FSB
mensubunun itiraflarının
yeraldığı bir kasedi
basına delil sundu.
Nikita Çekulin adındaki
eski bir FSB mensubu
Moskova ve Volgodonsk
kentindeki saldırılarda
kullanılan Hexagen
tipi patlayıcının
sadece gizli fabrikalarda
üretildiğini söylerken
patlayıcının Rus
askeri üslerinden
FSB tarafından nasıl
çıkarılarak depolandığını,
bu patlamaların
soruşturulmasını
üst düzey yetkililerin
nasıl engellediğine
ilişkin iddialarını
sıraladı. Rusya
Eğitim Bakanlığı’na
bağlı patlayıcılarla
ilgili bir araştırma
enstitüsünün eski
başkanı da olan
Çekulin, “Askeri
üslerden çıkarılan
patlayıcılar, bu
enstitünün tesislerinde
depolanıyordu. Bombalama
eyleminde kullanılan
patlayıcı miktarı
düşünülünce hiç
kimsesis bu kadar
patlayıcıyı kuşku
uyandırmadan Moskova'ya
getiremeyeceği görülecektir"
diye konuşuyordu.
Rusya'da
yolsuzlukla suçlanan
bir hükümetin uluslararası
ve kamuoyu baskısından
kurtulmasını sağlayan
bombalama eylemlerinin
failinin Rus istihbarat
servisleri çıkmasıyla
11 eylül saldırıları
arasında peki bir
bağlantı olabilir
mi? ABD tarihinin
en büyük yolsuzluk
skandalı olarak
gösterilen ve ABD'nin
mevcut yönetiminin
tamamının içinde
yer aldığı Enron
skandalı sizce 11
eylül olmasaydı,
Bush için nasıl
sonuçlar doğrurdu?
Bu soru bence gözardı
edilmeyecek kadar
önemli. Sizce de
öyle değil mi?
ULUSLARARASI KOMPLOLAR
(Arşiv)
"IMF'ye
girecek olursak
bağımsızlığımız
gider!"
Rusya'nın
11 eylül'ünü KGB
gerçekleştirdi.
"Türkeş
Humeyni'yi devirecekti!"
'93
Azerbaycan Darbesi
|